“Sizin zamanınızda üç yaşında okula giderdi.” Cümle birçok evi bayramda, pazarda, telefonun ucunda durur. Siz kaydı tartıyorsunuzdur. Büyükanne veya dede geç kaldığınızı düşünür. Düşünce, sevgi olabilir. Sevgi, bu çocuğun temposunu görmez. Görmemesi, düşmanlık değildir. Kendi döneminin ritmidir. Ritim, sizin evinizin kuralı olmak zorunda değildir.
Ben bu tabloyu “büyükler yanlış, siz haklı” diye kapatmam. Büyükler de sizi de çocuk taşır. Taşımak, salonda jüri kurmak değildir. Evin cümlesi net durur. Netlik, saygısızlık değildir.
Neden “geç kaldınız” yaralar
Siz zaten kararsızsınızdır. Kararsızlığa üçüncü ses binince ses, suç gibi durur. Suç, sizi ya erken kayda ya inada iter. İki uç da çocuğun sinyalini ezer. Ezilen sinyal, veda ve uyku olarak geri gelir.
Çocuk bu konuşmayı duyar. “Senin yaşındakiler gidiyor.” Duymak, “bende eksik var” bırakır. Eksik dili, anaokulu kapısını ağırlaştırır. Ağır kapı, büyüğün “bak, gitmek istemiyor, geç kaldınız” cümlesini doğrular gibi durur. Döngü kurulur. Döngü, çocuğun suçu değildir.
Eşiniz büyüğe hak verirse siz yalnız kalırsınız. Yalnızlık, çocuğun önünde “baban da öyle düşünüyor” olur. Olmak, iki kamp demektir. Kamp, kayıt işini evlilik işine çevirir.
Para, bez, “kadın evde oturmasın” da bu cümleye yapışabilir. Yapışan ahlak, hazır oluşu gizler. Gizlenen hazır oluş, eylülü kahramanlık yapar. Kahramanlık, çoğu evde yorar.
Evin cümlesi kısa olsun
Çocuğun önünde tartışmayın. “Bizim kararımız bu yıl bu.” Karar henüz yoksa “biz bakıyoruz” yeter. Bakmak, zayıflık değildir. Bakmayan ev, başkasının temposuna teslim olur.
Büyüğe gidecek dil saygılı ve net olabilir. “Senin dönemin başka. Bu çocuğun uykusu ve ayrılığı böyle. Kaydı biz tutuyoruz.” Tutmak, ziyareti kesmek zorunda değildir. Ziyarette kuralın kimin olduğu bellidir.
Çocuğa çeviri yapın. “Anneanne seni seviyor. Okul kararını biz veriyoruz. Sen küçük düşmezsin.” Çeviri, büyüğü düşman ilan etmez. Omzu korur.
Hediye ve kıyas aynı pakette gelmesin. “Giden çocuklara hediye, gitmeyene yorum.” Paket, okulu ödül-ceza yapar. Ödül-ceza, vedayı zehirler.
Siz öfkeyle “hiç gelmesin” kapısını her seferinde açmayın. Kapı, bazen gerekir. Her yoruma kapı, çocuğun akrabalık bağını da sarsar. Sarsmak, kayıt kararını kolaylaştırmaz.
Eşle aynı duvar
Büyükanne bir ebeveynin annesiyse o ebeveyn çoğu zaman köprüdür. Köprü, “sen söyle” diye öbürüne yıkılmasın. Yıkılan köprü, evde ikinci savaştır. Savaş, çocuğun önünde durur.
Hafta sonu bakımı büyükteyse cümle orada da aynı kalsın. “Biz henüz tam gün anaokuluna geçmedik.” Geçmek, bakımı yasaklamak değildir. Bakım, kayıt baskısına alet edilmesin.
Sizin kaygınızı büyüğün cümlesiyle karıştırmayın. Karışırsa her “geç kaldınız” sizin için doğru olur. Doğru olmayabilir. Sinyal, takvimden ayrı durur. Ayrı duran sinyal, anaokuluna hazırlık yazısında durur. Burada iş, üçüncü sestir.
Ne zaman birlikte bakılır
Her ziyaret kayıt kavgası, siz her telefon sonrası ağlıyor, eşler “onların sözü / bizim sözümüz” diye kopuyorsa dil dağılmıştır. Dağılan dil, çocuğu hakem yapar.
Süre vermem. “Bir konuşmada biter” demem. Bayram, kayıt dönemi, komşu çocuğunun fotoğrafı cümleyi geri getirir. İş, her cümleyi ihanet ilan etmemektir.
Görüşmeler Google Meet ile; evin cümlesini WhatsApp’tan kısaca hizalarız. Okul baskısını çocuğun üstünden almak için aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.