Yemek seçen çocuk, birçok evde masayı savaş alanına çevirir. Dün yediğini bugün reddeder, sosu ayırır, “bunu istemiyorum” der, siz de hem beslemek hem otorite kurmak istersiniz. Kaşık uçar, pazarlık başlar, tatlı tehdide döner. Gerilim doymayı zorlaştırır. Doymayan çocuk, bir sonraki öğünde daha seçici durabilir.
Ben evde yeme bozukluğu tanısı koymam. İşim, sofranın iklimini düşürmek ve kimin hangi işe karar verdiğini netleştirmektir. Birçok ailede işe yarayan sakin bir iş bölümü vardır. Yetişkin: neyin, ne zaman, nerede masaya geldiği. Çocuk: yiyecek mi, ne kadar yiyecek. Bu cümle bir marka veya resmi yöntem adı değildir. Sofrayı kimin geriliminin yönettiğini ayırır.
Sofrada kimin işi
Sizin işiniz menüyü ve zamanı taşımaktır. Bir öğün, tanıdık bir şey içerir. Yanında yeni veya sevilmeyen bir şey durabilir. Durmak, bitirme zorunluluğu değildir. Görmek, koklamak, dokunmak da temastır. Temas, zorla yutmak değildir.
Çocuğun işi, bedenini dinlemektir. “Bir kaşık daha” baskısı, bedenin sinyalini ezer. Ezilen sinyal, ileride “doydum”u kaçırabilir. Kaçırmak her çocukta olmaz. Yine de sofra kavgası, yemeği ilişkiye bağlar. İlişki gerilince tabak da gerilir.
Tatlıyı ödül, sebzeyi ceza yapmak aynı bağı kurar. “Bunu yirsen dondurma.” Öğrenilen şey, asıl yemeğin kötü, tatlının hedef olduğudur. Tatlı evde varsa, zamanı ve yeri sizin kararınızda dursun. Pazarlık masasında değil.
Ekran da iş bölümünü bozar. Dizi eşliğinde lokma kaçar. Çocuk acıkmayı ve sofra yüzünü kaçırır. Hasta gün veya yolculuk istisna olabilir. Her akşam istisna olursa iş bölümü delinir.
Zorla yedirmek neden gerilimi büyütür
Ağız açtırma, oyuncak uçak, “bak ben yedim” utancı, sandalyeye bağlama… Bunlar kısa vadede lokma sokar. Uzun vadede masa, tehdit yeridir. Tehdit yerinde çocuk ya kapanır ya inada yapışır. İkisi de beslenmeyi sevdirmez.
“Kimse kalkmadan bitmez” kuralı bazı evlerde saatler sürer. Saat, yemeği soğutur, öfkeyi ısıtır. Süre makul ve önceden belliyse (yemek bitti, sofra kalkar) daha okunur olur. Okunur olmak, tabağı boşaltmak zorunda olmak değildir.
Yeni yiyeceği on kez denemeden “sevmiyor” demek erken olabilir. Deneme, zorla yutma değildir. Masada durması, sizin yemeniz, çocuğun bakması. Baskısız tekrar, birçok çocukta teması artırır. Artış takvim vaadi değildir.
Aile büyüklerinin “bizim zamanımızda bırakırdık, aç kalırdı” cümlesi sizi sıkıştırır. Aç bırakmak ile zorla yedirmek aynı hattın iki ucudur. Ortada sakin tekrar ve net zaman vardır. Çocuk gerçekten az yiyor ve kilo sizi kaygılandırıyorsa bu tartışma evde bitmez. Pediatriste gider.
Evde gerilimi düşüren duruş
Öğün saatlerini kabaca tutun. Sürekli atıştırma, sofrada “aç değilim”i büyütür. Atıştırma tamamen yok olmayabilir. Ana öğüne yakın şekerli kutu, iştahı yer.
Birlikte sofra, ders değil iklimdir. Siz de oturun. Telefon kenarda. Kısa sohbet, kısa masal cümlesi. “Bugün çorba sıcak.” Yemeği övmek zorunda değilsiniz. Yemeği savaşmamak yeter.
Çocuğun küçük bir işi özerkliği taşır: peçeteyi koymak, suyu dökmek, ekmeği kırmak. Dökülür. Dökülmek gelişimdir. Mükemmel masa aramayın.
Reddetme cümlesine sakin cevap yeter. “Bu öğün bu var. Yemek istersen burada.” İkinci menü her redde açılırsa mutfak restoran olur. Restoran yorucudur. Siz yorulunca ses yükselir. Ses yükselen sofrada çocuk daha az dener.
Oyun, yemeği taşıyabilir ama yemek oyuna çevrilmek zorunda değil. Hamur “yemek” olabilir. Gerçek tabak, gerçek açlığa aittir. İkisini karıştırmak bazen işe yarar, bazen sınırı bulanıklaştırır. Bulanıklık artarsa ayırın.
Kreş ve ev farklı menüler sunuyorsa savaş açmayın. Kreşte yediyse evde de aynı baskıyı kurmayın. Günün toplamına bakın. Toplam sizi kaygılandırıyorsa not tutun: ne yedi, ne içti, nasıl kilo aldı. Not, hekime gider.
Süt ve atıştırmayı öğünün üzerine yığmayın. “Hiç yemedi” deyip hemen yoğurt, bisküvi, meyve suyu vermek, bir sonraki sofrayı zayıflatır. Ara öğün olacaksa zamanı belli olsun. Belirsiz el, belirsiz iştah doğurur.
Dokunsal hassasiyet (ıslak, karışık, taneli) bazı çocukta yemeği zorlaştırır. Zorluğu “naz” diye ezmeyin. Sunumu sadeleştirmek, sosu ayrı koymak, yeni yiyeceği tanıdığın yanına bırakmak denenebilir. Uzun ve sert tepki, öğürme, yalnızca birkaç paketin kabulü sürüyorsa yalnız ev içi incelik yetmeyebilir. Pediatriste anlatın.
Siz de sofrada gerilirsiniz. Gerilimi çocuğa “sen yüzünden yemiyoruz” diye yüklemeyin. Yetişkinle konuşun. Sofranın iklimi sizin omuzunuzdadır. Omuz inince çocuk bazen bir lokma daha dener. Denerse sevinin, kutlamayı büyütmeyin. Büyütülen sevinç, bir sonraki lokmayı sahneye çevirir.
Sofrayı kim taşıyor
Bir yetişkin yemeği, diğeri “bir kaşık daha”yı yönetiyorsa çocuk doğru kapıyı seçer. Kapı seçmek zekâdır. Yetişkinler aynı iş bölümünde dursun. Menü evde konuşulur, masa başında mahkeme kurulmaz.
Siz az yiyen bir çocukluk taşıyorsanız sofra sizin eski öykünüzü de ısıtır. Isınan öykü, tabağa fazla anlam yükler. Anlamı yetişkinle konuşun. Çocuk, sizin geçmişinizin sahnesi değildir. Onun bedeni, bugünkü öğündür.
Ne zaman hekim kapısı açılır
Kilo alamama, kilo kaybı, sıvı azlığı, kusma, kan, şiddetli kabızlık veya ishal, yemeğin tamamen kesilmesi, yalnızca birkaç marka paketin kabulü uzun sürüyorsa ev planı yetmez. Pediatriste görünün. Gerekirse hekim ek yönlendirme yapar. Ben eğriyi yorumlamam, tanı koymam.
Yemeğin etrafında yoğun korku, öğürme, belirli dokulara sert tepki varsa da yalnız “seçici” deyip geçmeyin. Tablo ağırsa kapı erken açılır. Erken kapı, damga değildir.
Süre vermem. “Şu kadar günde yer” demem. Sofranın iklimi değişince bazı çocuklar daha çok dener. Bazısı yavaş ilerler. İklim sizin elinizdedir. Lokma sayısı çocuğun.
Görüşmeler Google Meet ile; sofra notlarını WhatsApp’tan kısaca tutarız. Masadaki gerilimi düşürmek için çocuk gelişimi ve danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.