Ebeveynlikte suçluluk sık gelir. Ses yükselir, telefon elde kalır, kreşe geç kalınır, “bir kere de olsun” denir, sonra içerde bir ağırlık durur. Ağırlık, sizi kötü insan ilan etmez. Ağırlık, değer verdiğiniz bir şeye dokunduğunuzu söyler. Soru, suçluluğun sizi onarıma mı götürdüğü, yoksa yerinizde mi kilitlediğidir.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu ayrımı sık kuruyorum. İşe yarayan suçluluk, kısa bir işarettir. Yormayan hali, işaretin ardından küçük bir tamirdir. Felç eden hali ise “ben bu işe yaramıyorum” cümlesinde evin bütün gününü yutar. Yutulan gün, çocuğa daha az yer bırakır.
Suçluluk neyi işaret eder
İşaret eden suçluluk somuttur. “Az önce bağırdım.” “Oyun vaat edip telefonla oturdum.” “Eşimin cümlesini çocuğun önünde kestim.” Somut olan tamir edilebilir. Tamir, büyük bir tövbe değildir. Tamir, çocuğa veya eşinize dönüp kısa bir cümle kurmaktır.
İşaret, sizi geçmişin bütün hatalarına götürmez. Tek bir sahneye götürür. Sahne duruyorsa, evde duracak bir şey vardır: özür, tekrar, yarınki duruş. Suçluluk bu işi bitirince incelir. İncelen duygu, evde yer açar. Yer açılınca çocuk sizin yüzünüze bakabilir. Yüze bakmak, uzun nutuktan daha çok onarır.
Suçluluk bazen başka bir şeyin üstüne yapışır: yorgunluk, evin görünmeyen işi, eşler arası kırgınlık, geniş aile gerilimi. Yapışan duygu, “ben kötü anneyim/babayım” diye konuşur. Altındaki liste konuşulmaz. Liste konuşulmadan suçluluk bitmez. Bitmeyen suçluluk, evde ya aşırı telafi ya donma üretir.
Felç eden suçluluk
Felç eden suçluluk somuttan çıkar, karaktere iner. “Ben bu işi beceremiyorum.” “Çocuğumun hayatı benim yüzümden bozulacak.” Bu cümleler işaret değil, hüküm giydirmektir. Hüküm giyen kişi onarmaz. Hüküm giyen kişi ya kaçar ya aşırı verir.
Kaçış, telefondur, iştir, “nasıl olsa bozdum” gevşekliğidir. Aşırı verme, hediye, sınırsız evet, diğer ebeveyni kötüleme, “istediğin her şey” dilidir. İkisi de çocuğa aynı belirsizliği bırakır: evin kuralı, sizin içinizdeki havaya bağlıdır. Hava suçluluk olunca ev ya çok sert ya çok yumuşak durur. Çocuk, kuralı değil, sizin içinizi okumaya çalışır. Bu, çocuğun işi değildir.
Felç, kıyasla büyür. Sosyal medyadaki sakin sofralar, “ben hiç bağırmıyorum” cümleleri, komşunun düzenli sabahı… bunlar sizin gecenizi ölçmez. Ölçü, evinizin içinden gelir: bugün ne oldu, ne tamir edilebilir, yarın ne durur. Kendinizi vitrinle kıyaslamak, hükmü kalınlaştırır. Kalın hüküm, onarımı geciktirir.
Geçmişin büyük başlıkları da felci besler: boşanma, erken dönüş işe, emzirmenin kesilmesi, “o dönemde yanında duramadım.” Geçmiş, tek bir cümleyle silinmez. Geçmiş, bugünün küçük tamiriyle evde başka bir şey bırakabilir. Bugün duran ebeveyn, dünün eksik kaldığı yerin tek cevabı değildir. Yine de bugün, çocuğun yaşadığı gündür.
İşe yarayan hali: onarım
Onarım üç parçadır. Bir: ne olduğunu kısa söylemek. İki: çocuğun veya ilişkinin nasıl etkilendiğini bir cümlede tanımak. Üç: bundan sonra ne olacağı. “Sesim yükseldi. Ürkütücü oldu. Kural duruyor, ben sakinim.” Bu kadar. Çocuktan “tamam mı, beni affettin mi?” diye onay almak, onu hakem yapar. Onay evin durulmasından gelir.
Onarım, sınırı iptal etmez. Bağırarak konulan sınır yanlış tonda durmuş olabilir. Sınırın kendisi yine durabilir. “Ekran yok” bağırıştan sonra da ekran yoksa, çocuk şunu öğrenir: evde hata olur, kural dağılmaz. Kural bağırışla birlikte çekilirse, çocuk şunu öğrenir: öfke, evet satın alır. İkinci öğrenme, evde daha çok öfke üretir.
Eşe onarım da aynı sadeliktedir. “Az önce seni çocuğun önünde kestim. Bu doğru değildi.” Savunma eklenmez. Savunma, onarımı pazarlığa çevirir. Pazarlık, çocuğun önünde yeniden tartışma olur. Tartışma onarılmazsa suçluluk ertesi gün daha kalın gelir.
Kendinize karşı sertlik çocuğa geçmez sandığınız gibi geçmez
İçerdeki ses “yine başardın, berbatsın” diye konuşuyorsa, o ses evde bir iklim bırakır. İklim, çocuğa doğrudan hakaret olmayabilir. İklim, sabırsızlık, donuk yüz, “bir de sen” bakışıdır. Kendinize merhamet, çocuğa hediye gibi durmaz. Yine de evin havasını değiştirir.
Merhamet, her şeyi olura bağlamak değildir. Merhamet, hatayı karakterden ayırmaktır. Hata: bağırdım. Karakter: ben zararlı bir ebeveynim. İlki tamir edilir. İkincisi evin bütün odalarına yayılır. Yayılan hüküm, çocuğun da kendi hatalarını karakter sanmasına zemin hazırlar. Çocuk sizi izler. İzlenen, kusursuzluk değil, hatadan sonra ne olduğudur.
Küçük bir cümle kendinize de kurulur. “Bugün zordu. Bir sahneyi tamir ettim. Yarın aynı sahnede durmaya çalışacağım.” Çalışmak, vaat değildir. Çalışmak, yön belirtir. Yön, felçten çıkarır.
Küçük onarım cümleleri
Cümleler ezber slogan olmak zorunda değildir. Evinize uyan kısa haller yeter. “Az önce hızlı konuştum, şimdi dinliyorum.” “Telefonu bırakıyorum, oyuna oturuyorum.” “Sesim yükseldi, özür dilerim.” Üçü de tiyatro değildir. Üçü de görünürdür. Görünür onarım, çocuğun zihnindeki “ben yüzünden” hikâyesini inceltir.
Gecikmiş onarım da durur. Akşam bağırdıysanız sabah “dün sesim yükseldi, bu senin suçun değildi” denebilir. Geç kalmış cümle, hiç yoktan daha az ağırlık bırakır. Ağırlık tamamen gitmeyebilir. Gitmesi gerekmez. Gitmesi gereken, ağırlığın evin tek iklimi olmasıdır.
Görüşmelerde suçluluğun işaret mi felç mi olduğunu birlikte ayırıyoruz. Altında hangi yük, hangi kırgınlık, hangi ev ritmi duruyor, onu haritalıyoruz. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, sizi suçtan aklamak veya daha çok suçlamak değildir. İş, onarımı evde duran bir alışkanlık haline getirmektir.
Suçluluk, sevdiğinizi söyler. Sevgi, sizi kilitli bırakmak zorunda değildir. Kilit açılınca evde duran şey kusursuzluk değil, tamirdir. Tamir, çocuğun da ileride kendi hatalarına bakabileceği bir model bırakır.
Suçluluğu işaret olarak kullanıp onarımı evinize uydurmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.