Okul servisi birçok evde anaokulu veya ilkokul kapısından ayrı bir veda üretir. Siz merdiven dibinde durursunuz. Çocuk basamağa yapışır. Şoför bekler. Arkadan başka veli bakar. Bakış, sizin adımınızı ağırlaştırır. Ağır adım, vedayı uzatır. Uzayan veda, ertesi sabahı da zorlaştırır.
Ben bu tabloyu “servisi sevmiyor” diye tek satır okumam. Servis, sizi okul bahçesine kadar götürmeyen bir ara kapıdır. Ara kapı, ayrılığı somutlar. Somut ayrılık, ağlatabilir. Ağlamak, servisin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Neden servis kapısı daha sert durur
Okul bahçesinde öğretmen görünür. Serviste yetişkin başka, koku başka, koltuk dar, cam buğu. Çocuk sizi camdan izler. İzlemek, “dönebilir” umudu bırakır. Umut, indirmeyi pazarlığa çevirir. Pazarlık, şoförün süresine çarpar. Çarpan süre, sizi utandırır. Utanan yetişkin, bir tur daha döner. Tur, çizgiyi siler.
Servis, akran bakışıdır. “Ağlama” fısıltısı basamakta durur. Fısıltı, çocuğun yüküne utanç ekler. Utanç, yapışmayı gizler veya büyütür. Gizlenen yapışma, yolda kusma, karın, “gitmek istemiyorum” olarak dönebilir.
Siz de kontrolü kaybedersiniz. Bahçede öğretmenle göz göze gelebilirsiniz. Serviste araba gider. Giden araba, sizin kaygınızı büyütür. Büyüyen kaygı, camdan el sallamayı uzatır. Uzayan el, çocuğun “henüz gitmedim” hissini besler.
İndirme çizgisi
Veda basamakta bitsin. Üç parça yeter. Kiminle gidiyor. Siz ne zaman alacaksınız. Gidiyorsunuz. “Serviste Ayşe abla var. Okuldan sonra geliyorum. Şimdi biniyorsun.” Abla her kurumda yoktur. Varsa isim. Yoksa “şoför amca / öğretmenin serviste” somut durur. Somut, uzun güvenlik nutkundan yakındır.
Bir adım geri, sonra dönmemek. Dönmek, “belki iner” umudunu açar. Umut, ağlamayı uzatır. Uzayan ağlama, sizin vicdanınızı doğrular gibi durur. Vicdan, çizgi değildir.
Nesne küçük olsun. Anahtarlık, küçük resim. Nesne, sizi koltuğa bağlamak zorunda değildir. Unutulursa dünya bitmez.
Aynı kişi bindirsin. İlk hafta mümkünse. Kaçınılmaz değişimde cümle aynı kalsın. Çocuk kişiyi ve kalıbı birlikte öğrenir.
Camdan uzun koşmak sizi rahatlatır. Çocuğun bakışını sizin yüzünüze kilitler. Kilit, yolda çözülmez. Kısa el, sonra sizin de gitmeniz. Sizin gidişiniz, onun gidişine izin verir.
Eve dönüş ve sizin duruşunuz
İnişte sorgu olmasın. “Ağladın mı, kim yanındaydı, kusacak gibi oldun mu?” Merakınızdır. İlk iş su, kucak, yer. Yol uzunsa atıştırma. Konuşma sonra.
Serviste tutulan yük evde inebilir. İnmek, servisin kötü gittiği anlamına gelmez. Güvenilen yerde zırh düşer. Zırh düşüşü, kreş çıkışı patlama yazısından ayrı durabilir. Burada ara kapı vardır. Ara kapının yükü, bazen daha dardır.
Öğretmen ve servis görevlisiyle kısa iz. “Binmede ağlıyor, yolda sakin, inmede yapışıyor.” İz, koltuk, süre, yetişkin duruşu konuşulur. Uzun şikâyet, çocuğu dosya yapar.
Eşinizle aynı basamağı tutun. Biri her ağlamada arabaya alıyorsa çizgi yok olur. Çizgisiz servis, ertesi gün daha çok ağlatır. Ağlatmak, sizin zalimliğiniz değildir. Belirsizlik, ayrılığı uzatır.
Kusma, baş ağrısı, yalnızca servis sabahına bağlanan karın… Bedeni ciddiye alın. Önce hekim. “Bahane” ilanı, hareket hastalığını veya kaygıyı gizleyebilir.
Ne zaman birlikte bakılır
Binme her gün evin tamamını yiyorsa, kendine zarar, hiç binmeme, yolda güvenlik kaygısı varsa “alışır” deyip geçmeyin. Önce güvenlik ve hekim. Sonra veda cümlesi.
Süre vermem. “Bir hafta ağlar, biner” demem. Güzergâh değişimi, yeni çocuk, kaza haberi tabloyu geri getirir. İş, her basamak ağlamasını karakter ilan etmemektir.
Görüşmeler Google Meet ile; bindirme sahnelerini WhatsApp’tan kısaca izleriz. Servis vedasını utandırmadan tutmak için çocuk gelişimi ve danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.