İçeriğe geç

Aile

Evde baba, anne işte: roller ve kıskançlık

11.05.2026 · 8 dk

Evde baba, anne işte olunca evde çoğu zaman iki hikâye yürür. Bir hikâye, evde kalan babanın günüdür: yemek, uyku, park, “anne ne zaman gelecek” sorusu. Diğer hikâye, işten dönen annenin eşiğidir: suçluluk, özlem, “ben yokken neler oldu” kaygısı. İki hikâye aynı salonda çarpışınca kıskançlık, rol ve “asıl ebeveyn kim” sorusu büyür.

Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu yazıda rolü cinsiyete kilitlemiyorum. Baktığım yer, evde kalan kişinin yükünün görülüp görülmediği ve dönüş saatinde çocuğun kime yapıştığıdır. Yapışma, bir ebeveyni diğerinden üstün kılmaz. Yapışma, evin o günkü ritmidir. Ritim konuşulmazsa kişilik savaşı olur.

Evde kalan ebeveynin yükü

Evde kalmak, “sen evdeydin, yorulmadın” cümlesine malzeme olmamalıdır. Ev, işten daha sessiz olmak zorunda değildir. Ev, zihinsel listenin açık kaldığı yerdir. Liste, randevu, çanta, öğle uykusu, büyükanne hattı, “süt bitti” cümleleriyle dolar. Dolan zihin, akşam “ben de yoruldum” diye sıfırlanmaz.

Baba evdeyken birçok evde görünmeyen bir sınav vardır. Çevre, “baba bakıyor” cümlesini iyilik gibi kurar. İyilik gibi kurulan iş, asıl iş olmaktan çıkar. Asıl iş olmaktan çıkan bakım, babanın duruşunu inceltebilir. İncelen duruş, “annesi gelse daha iyi olur” kaygısını büyütür. Kaygı, çocuğa da geçer. Geçen kaygı, dönüş saatinde anneye daha çok yapışma üretebilir.

Yük görünmezse akşam skor konuşulur. Skor, kimin daha çok çektiğidir. Çekilen yük yarışınca evde kazanan olmaz. Kazanılmayan yer, çocuğun iklimidir. İklim, “annem gelince gerçek ev başlar” veya “babam yeterince bilmez” öğrenmesini taşıyabilir.

Kıskançlık kime yazılır

Kıskançlık, çoğu zaman çirkin bir duygu gibi saklanır. Saklanan duygu, başka sahnede çıkar: “seni daha çok seviyor”, “ben yokken hiç sormuyor”, “gelince beni görmüyor.” Cümleler kişiliğe gidince evde yaralı iki yetişkin durur. Yaralı yetişkin, çocuğun kucağına kendi yerini koyar. Konulan yer, çocuğun taşıyamayacağı bir iştir.

Çocuk, günü evde geçirdiği kişiye alışır. Alışma, bağdır. İşten gelen ebeveyn, o bağın dışında kalmış gibi hissedebilir. His, gerçek olabilir. Gerçek, diğer ebeveynin “çocuğu benden aldı” olduğu anlamına gelmez. Alınan şey çoğu zaman günün ritmidir. Ritim, akşam birden değişir. Değişen ritim, çocuğu da, evde kalan ebeveyni de sarsar.

Kıskançlığı çocuğun önünde spekleştirmeyin. “Babanı/annenı daha çok seviyorsun” cümlesi, çocuğa bölünmüş sadakat öğretir. Sadakat, birini seçmek zorunda olmak değildir. Sadakat, birini memnun ederken diğerini kırmamak için gerilmektir. Gerilen çocuk, bazen yapışır, bazen çekilir, bazen evde “iyi çocuk” olur.

Dönüş saatinde rekabet

Anne kapıdan girince çocuk koşarsa evde kalan baba kendini silinmiş hissedebilir. Baba kapıdan girince aynı sahne tersine de işler. Silinme hissi, rekabet üretir. Rekabet, “şimdi ben oynayacağım” diye diğerini kenara iter. Kenara itilen ebeveyn, çocuğun gözünde yedek olur. Yedek, evin dilidir. Dil, alışkanlıkla kurulur.

Dönüş saati, teslim saati olmak zorunda değildir. Teslim, evde kalan kişinin günü bir çırpıda bitirmesi, gelen kişinin her açığı kapatmasıdır. İki teslim aynı dakikada olmaz. Olmayınca öfke büyür. Öfke, çocuğun kucağına “beni seç” diye düşer. Düşen şey, bağ değil yarışır.

Köprü, rekabeti inceltebilir. Evde olan kişi, “annen/baban geldi, önce kucak, sonra hepimiz” diyebilir. Gelen kişi, evde kalanı çocuğun önünde “nihayet gerçek bakım geldi” diye geçersiz kılmaz. Geçersiz kılınan ebeveyn, ertesi gün daha çekingen durur. Çekingen duruş, evde tek kapıyı güçlendirir. Tek kapı, o kapıyı yorar.

Rolleri kişiliğe kilitlememek

Rol, “anne duygusal, baba lojistik” diye kilitlenmek zorunda değildir. Kilit, evin ihtiyacını değil eski hikâyeyi taşır. Hikâye konuşulmadan “ben böyleyim, o böyle” olur. Olunca pay kaydırılmaz. Kaydırılmayan pay, alacak biriktirir.

Rol, haftaya göre kayabilir. Hasta gün, teslim haftası, lohusalık, iş seyahati… bunlar evin gerçeğidir. Gerçek, sakin anda konuşulur. Kriz anda konuşulursa skor çıkar. Skor, geçmişi yığar. Yığılan geçmiş, bugünün küçük payını siler.

Çocuğun önünde “asıl anne/asıl baba” dili kullanmayın. Dil, evde hiyerarşi öğretir. Öğretilen hiyerarşi, bir ebeveyni yönetici, diğerini yardımcı yapar. Yardımcı, çocuğa da “o kadar bilmez” duygusunu bırakabilir. Duygu, bağın önünde durur.

Haftalık pay ve nefes

Haftalık bakış, kusursuz yüzde elli aramaz. Haftalık bakış, evde kalanın nefes alıp almadığını, işten gelenin eşiğinin durup durmadığını sorar. Nefes, lüks değildir. Nefes, evin devamıdır. Devam, bir kişinin sürekli alacaklı kalmamasıyla kolaylaşır.

Görüşmelerde bu düzeni yargısız haritalıyoruz. Kim evde kalıyor, dönüş saatinde kim kenara çekiliyor, kıskançlık hangi cümlede patlıyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, anneyi veya babayı haklı ilan etmek değildir. İş, rollerin kişilik savaşına dönmeden evde durabileceği bir dil kurmaktır.

Evde baba, anne işte tablosu, eksik aile değildir. Tablo, konuşulursa evin bir halidir. Konuşulmazsa tablo, kimin daha çok sevildiği davasına döner. Dava, çocuğun işi değildir. İş, yetişkinlerde kalır.

Rol ve kıskançlığı evde konuşulabilir hale getirmek istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.

İlgili hizmet

Eşler arasındaki gerilim çocuğa yansımadan, ailenin ortak dilini yeniden kurmak.

WhatsApp’tan yazın