Eşler çocuk konusunda anlaşamayınca evde yalnızca kural tartışılmaz. Evde iklim tartışılır. Biriniz “bu böyle olmaz” der, diğeri “sen çok sertsin” diye cevap verir. Çocuk ortada durur. İsteklerini kime götüreceğini hesaplar. Kimi zaman hakem, kimi zaman barış elçisi, kimi zaman da gerilimi dağıtmak için soytarı olur. Kimse bunu tasarlamaz. Ev, böyle işlemeye başlar.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak baktığım yer, kimin haklı olduğu değildir. Baktığım yer, çocuğun bu tabloda nerede durduğudur. Anlaşmazlık evde olabilir. Çocuğun o anlaşmazlığın taşıyıcısı olması evde olmak zorunda değildir.
Çocuk iki kapı arasında kalınca
İki ebeveyn iki farklı cevap verdiğinde çocuk, kapı seçer. Bu, kurnazlık değil, uyumdur. Çocuk hayatta kalmak için evin boşluklarını okur. Bir kapı “hayır”, diğer kapı “olur” ise, okunan şey kural değil fırsattır. Fırsat büyüdükçe ebeveynler birbirine daha çok kızar. Kızgınlık, çocuğa yeni bir boşluk daha açar.
Kapı seçimi her zaman açık pazarlık değildir. Çocuk birinizin yüzüne bakıp susar, diğerinizin yanına gidince konuşur. Birinizle ödev, diğeriyle oyun yürür. Biriniz “kötü cop”, diğeri “iyi cop” olur. Roller kişilik gibi yapışır. Yapışınca ev, iki takıma ayrılır.
İki takım, çocuğa bölünmüş sadakat öğretir. Sadakat, “annemi mi babamı mı seveceğim” diye düşünmek zorunda olmak değildir. Sadakat, birini memnun ederken diğerini kırmamak için gerilmektir. Gerilen çocuk, bazen uysal, bazen öfkeli, bazen bedensel belirtilerle cevap verir. Belirtiyi yalnızca çocukta aramak, evin iklimini kaçırır.
Bölünmüş sadakat nasıl görünür
Bölünmüş sadakat, çocuğun bir ebeveyni diğerine şikâyet etmesiyle görünür. “Annem izin vermiyor” veya “babam hep bağırıyor” cümlesi, çocuğun ağzından çıksa da yetişkin boşluğundan beslenir. Bir ebeveyn bu cümleyi diğerine karşı kanıt gibi kullanırsa, çocuk doğru yeri seçmiş olur. Seçilen yer, evin ortası değil, bir kanattır.
Başka bir görünüm sessizliktir. Çocuk evde gerilim varken “iyi çocuk” olur. İyi çocuk, sorunsuz çocuk değildir. İyi çocuk, evin ateşini büyütmemeye çalışan çocuktur. Ateş sönünce davranış patlayabilir: kreşte, parkta, büyükanne evinde. “Evde melek, dışarıda başka” tablosu bazen buradan gelir.
Bir görünüm daha vardır: çocuğun ebeveynleri barıştırması. Şaka, sarılma, konuyu değiştirme, “ben gideyim mi?” sorusu. Bu, olgunluk değildir. Bu, çocuğun yaşına ait olmayan bir iştir. İş, yetişkinlerde kalmalıdır. Çocuk, evin çevirmeni değildir.
Üçüncü yol: ikinizden birinin kazanması değil
Anlaşmazlıkta iki uç konuşulur. “Ekran hiç olmasın” ile “istediği kadar bakabilir.” “Beş buçukta yatsın” ile “uykusu gelince yatar.” Uçlar çarpışınca ortadaki yol görünmez. Üçüncü yol, ikinizin de biraz bıraktığı, ikinizin de durabileceği yerdir.
Üçüncü yol, her konuda yüzde elli demek değildir. Üçüncü yol, değerin korunmasıdır. Değer, “çocuğun uykusu” ise saat tartışılır, uykunun kendisi tartışılmaz. Değer, “ekranın sınırsız olmaması” ise süre ve zaman dilimi bulunur. Değer konuşulmadan kural konuşulursa, kural kişilik savaşı olur: sert olan ve yumuşak olan.
Değeri sakin bir anda konuşun. Kriz anında değer değil, zafer aranır. Zafer, evde kısa sürer. Ertesi gün çocuk yine iki kapı görür. Sakin anda üç soru yeter: bu kuralı neden istiyoruz, çocuğun bu yaşta ihtiyacı nedir, ikimizden hangimiz uygulamakta zorlanıyor? Zorlanan kişi “zayıf” değildir. Zorlanan kişi, evin gerçek verisidir. Veri olmadan plan kurulmaz.
Üçüncü yol bulunduğunda cümle ortaklaşır. Cümle çocuğun önünde yarışmaz. “Anneniz/babanız öyle diyor ama ben demiyorum” cümlesi üçüncü yolu siler. Silinen yol, çocuğun kucağına düşer. Düşen şey kural değil, sadakat sorusudur.
Yapılandırılmış konuşma ne işe yarar
Evde aynı tartışma, farklı kelimelerle haftalarca döner. Dönen şey çoğu zaman içerik değil biçimdir. Biriniz anlatırken diğeri savunur. Biriniz sesini yükseltir, diğeri kaçar. Çocuk odanın dışında olsa bile iklimi taşır. Bu döngü, “daha çok konuşalım” ile açılmaz. Bu döngü, konuşmanın nasıl duracağını ister.
Yapılandırılmış konuşma, sırayı ve süreyi netleştirir. Kim neyi, ne kadar anlatır, diğeri ne zaman cevaplar. Konu dağılınca geri dönülür. Çocuk o masada oturmaz. Çocuğun cümlesi kanıt diye okunmaz. Okunan, evin döngüsüdür: hangi cümle ateşi büyütüyor, kim o anda çekiliyor, onarım nasıl gecikiyor.
Görüşmelerde bu yapıyı kuruyoruz. Yargısız bir alan. İkinizin de söz hakkı. Kimin haklı olduğuna karar vermiyorum. Evliliğin devamını veya bitişini vaat etmiyorum. İş, evin içinde işleyen döngüyü görünür kılıp üçüncü yolu birlikte denemektir. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. Her görüşmenin sonunda eve götüreceğiniz bir madde olur: bir cümle, bir kural, bir duruş.
Eşiniz gelmek istemiyorsa tek başınıza da başlayabilirsiniz. Bir kişinin duruşu evin tamamını değiştirmez. Yine de kendi kapınızı “her zaman evet” olmaktan çıkarmak, çocuğun önünde eşinizi yıpratmamak ve çevirmen rolünü çocuktan geri almak evde bir şeyleri yerinden oynatır.
Evde denenebilecek küçük adımlar
Önce bir konu seçin. Ekran, uyku veya yemek. Üçünü birden çözmeye çalışmak, eski kavgayı yeni başlıklarda çoğaltır. Seçilen konuda üçüncü yolu yazın. Yazmak, unutmamak içindir. Sonra üç gün uygulayın. Üç gün, her şeyin oturduğu süre değildir. Üç gün, döngünün nerede kaçtığını görmek içindir.
Kaçan yerde çocuğu hakem yapmayın. “Söyle bakayım, kim doğru?” cümlesi evde neşe gibi dursa da sadakati böler. Kaçan yer, ikiniz arasında, çocuk yokken konuşulur. Konuşulamazsa, yapılandırılmış bir görüşme evin oturma odasından daha az ateşli durur. Ateşin azalması, konunun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ateşin azalması, çocuğun o ateşin içinde durmaması anlamına gelir.
Anlaşmamak, sevmemek değildir. Anlaşmamak, iki ayrı büyümüş insanın aynı çocuğa bakmasıdır. Bakışlar yan yana gelmeden çocuk, iki bakışın arasında kalır. Yan yana gelmek, aynı insan olmak değildir. Yan yana gelmek, çocuğun önünde tek ev gibi durabilmektir.
Çocuk konusunda tıkanan evin dilini birlikte kurmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.