Eşinden destek alamayınca evde çoğu zaman iki cümle büyür. Biri “yine tek başımayım”dır. Diğeri “ben zaten yoruldum, ne yapayım”dır. İki cümle aynı salonda durunca destek, iş olmaktan çıkar. Destek, karakter davası olur. Dava, çocuğun önünde de yürür. Yürüyen dava, listenin kendisinden daha çok yer kaplar.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu yazıda eşinizi “duyarsız” ilan etmiyorum. Sizi de “isteyemeyen” diye küçültmüyorum. Baktığım yer, isteğin nasıl kurulduğu ve evin o isteği duyup duymadığıdır. Duyulmayan istek, öfkeye döner. Öfke, çoğu zaman kapak, çorap, süt bitmesi gibi küçük sahnede patlar.
Destek istemek suçlamak değil
İstek, ihtiyaçtır. Suçlama, kişiliktir. “Bu liste bende birikmiş” ile “sen umursamıyorsun” aynı kapı değildir. İlki kapı aralar. İkincisi duvar örer. Duvar örülünce diğer ebeveyn savunmaya geçer. Savunma, listeyi büyütmez. Liste, işte durur. Kişilik konuşulunca evde savunma aranır.
Birçok evde istek, ancak taşınca çıkar. Taşan istek, doğru olsa bile doğru yerde durmaz. Doğru yer, çocuk yokken, sesin henüz yükselmediği andır. O anda cümle kısa olsun. Uzun nutuk, geçmişin bütün gecelerini masaya yığar. Yığılan geçmiş, bugünün küçük payını siler.
İstemek, zayıf olmak değildir. İstememek, evde kahramanlık gibi durabilir. Kahramanlık, listenin tek kişide kalmasını görünmez kılar. Görünmez liste, evin iklimini bozar. Bozulan iklim, çocuğa “bu evde biri hep dolu, biri hep dışarıda” duygusunu bırakabilir.
Yardım et neden durmaz
“Daha çok yardım et” cümlesi niyeti taşır. İşi tarif etmez. Tarif edilmeyen iş, diğerinin zihninde belirsizdir. Belirsiz iş, “ben zaten bakıyorum” veya “ne yapmam gerektiğini bilemem” olur. İki cevap da evde yalnızlık üretir.
Yardım kelimesi, bakımı birinin asıl işi, diğerinin iyiliği gibi durdurur. Durduğu yerde destek, lütuf olur. Lütuf, teşekkür bekler. Teşekkür gelmeyince öfke büyür. Büyüyen öfke, yine kişiliğe yazılır. Yazılan kişilik, paylaşımı durdurur.
Daha duran dil, işe gider. İşin adı, günü, kimin taşıyacağı konuşulur. Konuşulan iş, “yardım” değil paydır. Pay, evin işleyişidir. İşleyiş, sevginin ölçüsü olmak zorunda değildir. İşleyiş, sevginin yorulma hızını keser.
Somut istek cümlesi
Somut istek, duyulabilir. “Çarşamba akşamı banyo ve hikâye sende.” “Sabah çıkışını bu hafta sen al.” “Randevuları sen yaz.” Cümleler evinize uymuyorsa kendi listenizi yazın. Yazmak, evi ofise çevirmek değildir. Yazmak, görünmeyeni masaya koymaktır.
İstek biriktirilmeden söylenir. Biriktirilen istek, bir akşam patlar. Patlayan istek, karşı tarafa saldırı gibi gelir. Saldırı gibi gelen cümle, doğru listeyi bile duyurmaz. Duyurulmayan liste, ertesi gün aynı yerden birikir.
Bir seferde üç iş yeter. Üçten fazla istek, diğerini boğar. Boğulan kişi, ya kaçar ya her şeye evet deyip hiçbirini taşımaz. Taşınmayan evet, umut kırar. Kırılan umut, “gördün mü, yine olmuyor” skorunu büyütür. Skor, isteği kirletir.
Teşekkür, payın parçası olabilir. Parça, yalvarmak değildir. Parça, görülen işin görünür kalmasıdır. Görülmeyen iş, tekrar görünmez olur. Görünmez iş, yine tek zihinde birikir.
Reddin evdeki anlamı
Eşiniz bakmayabilir. Bakmamak, sizin listenizin yok olduğu anlamına gelmez. Bakmamak, evin konuşma biçiminin tıkandığı anlamına gelebilir. Tıkanan biçim, aynı kavgayı farklı kelimelerle döndürür. Dönen şey çoğu zaman içerik değil biçimdir.
Red, “seni sevmiyorum” olmak zorunda değildir. Red, yorgunluk, nasıl yapılacağını bilememek, evin eski alışkanlığı olabilir. Alışkanlık hor görülmeden ihtiyaç konuşulur. İhtiyaç: listenin tek kişide kalmaması. Bu, diğerini evin müdürü yapmak değildir. Bu, evin işleyişini iki zihne yaymaktır.
Çocuğu tanık yapmayın. “Görüyor musun, yine yalnızım” cümlesi, evin hesabını çocuğun kucağına koyar. Hesap yetişkinlerindir. Çocuk, hesabın para birimi değildir. Çocuk, evin ikliminde büyür. İklim, isteğin nasıl konuşulduğunu da taşır.
Tek başına duruş
Eşiniz gelmek istemiyorsa tek başınıza da başlayabilirsiniz. Bir kişinin duruşu evin tamamını değiştirmez. Yine de kendi listenizi netleştirmek, çocuğun önünde eşinizi yıpratmamak ve isteği suçlamadan kurmak evde bir şeyleri yerinden oynatır. Oynayan şey, bazen diğerinin de duyabileceği bir kapıdır.
Görüşmelerde bu isteği yargısız haritalıyoruz. Kim neyi hatırlıyor, “yardım et” cümlesi nerede patlıyor, red evde nasıl okunuyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, kimin haklı olduğuna karar vermek değildir. İş, isteği kişilik davasından çıkarıp evin konuşulabilir işine çevirmektir.
Destek alamamak, sevginin bittiği anlamına gelmek zorunda değildir. Anlam, evin henüz işi konuşmadığı olabilir. Konuşulan iş, sevgiyi büyütmek zorunda değildir. Konuşulan iş, yalnızlığın evin ortasına oturmasını inceler.
İstek cümlesini evde duracak hale getirmek istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.