Eşinizin ebeveynlik tarzı sizden farklıysa evde iki şey olabilir. Biri tamamlayıcılıktır: biriniz oyunda daha rahat, diğeriniz rutinde daha durur. Çocuk iki hali de tanır. Diğeri altını oymadır: biriniz “hayır” derken diğeri bakışla, cümleyle veya gizli evetle o hayırı iptal eder. Çocuk o zaman tarz değil, boşluk öğrenir.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu ayrımı sık kuruyorum. Farklılık, evin sorunu olmak zorunda değildir. Sorun, farklılığın çocuğun önünde yarışmasıdır. Yarış, kimin daha doğru ebeveyn olduğunu arar. Ev, doğru ebeveyn değil, duran bir çerçeve ister.
Farklılık her zaman sorun değildir
Siz daha erken yatış istiyor, eşiniz parkta beş dakika daha kalmak istiyor olabilir. Siz sofrada konuşmayı, eşiniz yemeğin bitmesini öne alıyor olabilir. Bunlar, iki ayrı çocukluktan, iki ayrı korkudan, iki ayrı mizaçtan gelir. Gelmesi, birinizi “yanlış” yapmaz.
Tamamlayıcı farklılık, çocuğa geniş bir ev bırakır. Bir ebeveynle koşulur, diğeriyle kitap okunur. Bir ebeveyn ödevin yanındadır, diğeri saçmalığa güler. Çocuk, iki kapının da evin kapısı olduğunu öğrenir. Öğrenme, sadakati bölmez. Öğrenme, evin zenginliğidir.
Zenginlik, sınırsızlık değildir. Zenginlik, aynı eşiğin içinde farklı tondur. Eşik duruyorsa tarz farkı evi germez. Eşik durmuyorsa tarz farkı her akşam yeni bir davaya döner. Dava, çocuğun önünde görülür. Görülen dava, kuralı değil tarafı öğretir.
Kendi tarzınızı “tek doğru” ilan etmek, eşinizi evin içinden çıkarır. Çıkan eş, ya çekilir ya inatlaşır. İkisi de çocuğa “bu evde bir kişi kazanır” duygusu bırakır. Kazanan ebeveyn, kaybeden ev üretir. Ev, kazanç değil çerçeve ister.
Tamamlayıcı duruş ile altını oyma
Altını oyma, çoğu zaman niyetle gelmez. Yorgunlukla, “çocuk üzülmesin” kaygısıyla, “benim evimde böyle bağırılmazdı” anısıyla gelir. Biriniz sınır koyar. Diğeri, çocuğun yüzündeki düşüşü görünce aradan bir evet geçirir. Geçen evet, o an barış alır. Ertesi gün sınır koyan kişi yalnızdır. Yalnız kişi daha sert konuşur. Sert konuşma, diğerini daha çok “kurtarıcı” yapar. Döngü kapanır.
Altını oyma, çocuğun duyacağı cümlelerle de olur. “Anneniz/babanız abartıyor.” “Bırakın, bir kere de olsun.” “Ben olsam izin verirdim.” Bu cümleler tarz farkını ilan eder. İlan, çocuğa kapı seçtirir. Seçilen kapı, evin ortak kapısı değildir.
Tamamlayıcı duruşta fark, çocuğun önünde ilan edilmez. Fark, ikiniz arasında konuşulur. Çocuğa duran cümle ortaktır. “Şimdi yemek, sonra park.” Parkı daha çok isteyen ebeveyn de bu cümleyi tutar. Yemeği öne alan ebeveyn, parkı küçültmez. Küçültmeyen fark, evin içini genişletir. İlan edilen fark, evin içini ikiye böler.
Bir test cümlesi vardır. Çocuk birinizden “hayır” alıp diğerine gittiğinde ikinci kişi ne yapar? Aynı eşiği hatırlatırsa tamamlayıcılık duruyordur. Eşiği sessizce kaydırırsa altını oyma başlamıştır. Test, kimsenin ahlakını ölçmez. Test, evin nasıl işlediğini gösterir.
Değer konuşması: neyi koruyoruz
Tarz konuşulunca evde yöntem savaşı çıkar: sert, yumuşak, modern, geleneksel. Değer konuşulunca evde yön çıkar. Yön, “çocuğun uykusu”, “bedenin güvenliği”, “sofra bir arada”, “ekranın sınırsız olmaması” gibi kısa başlıklardır. Başlık netse yöntem esner. Başlık yoksa her yöntem, diğerini yanlış ilan eder.
Değer, sakin anda konuşulur. Kriz anında değer değil, zafer aranır. Zafer, kısa sürer. Sakin anda üç soru yeter. Bu evde neyin bozulmasını istemiyoruz? Çocuğun bu yaşta ihtiyacı nedir? İkimizden hangimiz bu değeri uygulamakta zorlanıyor? Zorlanan kişi “gevşek” değildir. Zorlanan kişi, evin gerçek verisidir.
Değer bulunduğunda üçüncü yol durur. Yol, ikinizin de biraz bıraktığı yerdir. Ekran hiç yok ile istediği kadar arasında bir dilim. Yatışın her gece aynı saati ile “uykusu gelince” arasında bir pencere. Dilim, kusursuz yüzde elli değildir. Dilim, ikinizin de çocuğun önünde durabileceği yerdir.
Değer konuşması, çocukluk yaralarını da açabilir. “Bana hiç sınır konmadı.” “Bana yalnızca bağırıldı.” Bu cümleler evde yer bulur. Yer, çocuğun odası değildir. Yer, ikiniz arasındaki konuşmadır. Çocuk, sizin eski evinizin tanığı değildir. Tanıklık, çocuğa çevirmenlik yükler.
Çocuk iki dünya arasında
Tarz farkı konuşulmadan büyürse çocuk iki dünya kurar. Bir dünyada fısıltı, diğerinde yüksek ses. Birinde her şey konuşulur, diğerinde her şey susulur. Çocuk, kime hangi yüzü göstereceğini hesaplar. Hesap, kurnazlık değil, uyumdur. Uyum, evin bölünmüşlüğüne verilen cevaptır.
İki dünya, çocuğun bedeninde de durabilir: bir ebeveynle uyku, diğeriyle uyanıklık; biriyle konuşkanlık, diğeriyle içe kapanma. Bunu “beni daha çok seviyor” diye okumak, evin iklimini kaçırır. İklim, sevgi miktarı değil, güvenlik ve tahmin edilebilirliktir.
Çocuğu taraf tutturmayın. “Söyle, kim daha haklı?” cümlesi evde şaka gibi dursa da sadakati böler. Çocuk, birinizi incitmeden diğerini memnun edemez. Edemeyince ya yalan söyler ya susar. İkisi de evin ortasına aittir. Orta, yetişkinlerin işidir.
Ortak zemin nasıl aranır
Zemin, bir konuda başlar. Ekran, uyku veya yemek. Üçünü birden “çözmek” eski kavgayı çoğaltır. Seçilen konuda değer yazılır, üçüncü yol yazılır, üç gün denenir. Üç gün, her şeyin oturduğu süre değildir. Üç gün, altını oymanın nerede kaçtığını görmek içindir.
Kaçan yerde eşinizi çocuğun önünde düzeltmeyin. Düzeltme, sonra, ikiniz arasında yapılır. Çocuk, ebeveynlerin birbirini indirdiği sahneyi değil, aynı eşiğe baktığı sahneyi görsün. Aynı eşik, aynı insan olmak değildir. Aynı eşik, çocuğun kapı seçmek zorunda kalmamasıdır.
Görüşmelerde tarz farkını yargısız haritalıyoruz. Tamamlayıcı olan nerede, altını oyan nerede, değer hangi cümlede kayboluyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. Taraf tutmuyorum. Kimin daha doğru ebeveyn olduğuna karar vermiyorum. İş, evin ortak zeminini görünür kılmaktır.
Farklılık, evin sonu değildir. Farklılığın yarışması, evin ortasını boşaltır. Orta dolunca çocuk, iki ayrı tarza değil, tek bir evin iki haline yaslanır. Yaslanmak, kime gideceğini hesaplamadan istemektir. İstemek, evde güven varken mümkündür.
Tarz farkını ortak zemine çevirmek istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.