Çocuğu başkalarının önünde uyarmak, birçok evde “hemen durdurayım” refleksidir. Refleks, utançla karışır. Karışan şey, çocuğun davranışından çok sizin “ne derler” kaygınızdır. Kaygı, cümleyi büyütür. Büyüyen cümle, sınırı değil seyirliği öğretir. Seyirlik çocuk, ya direnir ya donar. İkisi de evin iklimidir.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu yazıda sizi “sert ebeveyn” ilan etmiyorum. Baktığım yer, uyarının çocuğun öğrenmesine mi, salonun rahatlamasına mı hizmet ettiğidir. Salon rahatlayınca siz nefes alırsınız. Çocuk ise çoğu zaman utancı taşır. Taşınan utanç, sınırı sevdirmez.
Utanç öğretmez
Utanç, davranışı kısa sürede durdurabilir. Duran davranış, öğrenilmiş kural olmak zorunda değildir. Öğrenilen şey, “kalabalıkta küçük düşerim” olabilir. Küçük düşme, sonraki kalabalıkta daha çok yapışma, daha çok inat veya daha çok “iyi çocuk” üretebilir. İyi çocuk, sorunsuz çocuk değildir. İyi çocuk, evin ateşini büyütmemeye çalışan çocuktur.
Başkalarının bakışı, sizin cümlenizi hızlandırır. Hızlanan cümle, çoğu zaman kişiliğe gider: “yine rezil”, “hiç utanmıyor”, “böyle evladın mı olur.” Kişilik, işi görünmez kılar. İş, o andaki davranıştır. Davranış konuşulursa evde duracak bir sınır aranır. Kişilik konuşulursa evde utanç aranır.
Eşiniz sizinle aynı tonda değilse ev iki kapı olur. Biriniz seyircilere oynar, diğeri çocuğu kucaklar. İki kapı, çocuğa taraf öğretir. Taraf, bir sonraki parkta, düğünde, büyükanne evinde tekrar açılır. Açılan kapı, sınırı değil evin yarılmasını büyütür.
Ne o anda, ne sonra
O anda gereken şey, çoğu zaman uzun nutuk değildir. Gereken şey, güvenliğin durmasıdır: vurma, kaçma, sıcak çay, araba koltuğu. Güvenlik, kısa cümle ve bedenin yaklaşmasıyla durur. Durmak, çocuğu salonun ortasına spekleştirmek zorunda değildir. Spekleştirme, seyirciyi rahatlatır. Çocuğu küçültür.
Sonra gereken şey, evde sakin konuşmadır. Konuşma, “herkesin önünde rezil olduk” davası olmamalıdır. Dava, utancı eve taşır. Taşınan utanç, çocuğun evini de sahne yapar. Sahne ev, onarım bırakmaz. Onarım, davranışın adı, evin cümlesi ve yarının iskeletidir.
O an ile sonra karışınca evde çifte ceza olur. Çifte ceza, kalabalıkta utanç, evde tekrar yargı demektir. İki yargı, çocuğa “düzelmem yetmez” duygusunu bırakabilir. Duygu, sınırı değil çaresizliği büyütür.
Kısa duruş, uzun nutuk değil
Cümle kısa olsun. “Dur. Ellemiyoruz.” “Şimdi gidiyoruz.” Nokta. Uzun gerekçe, seyirciye kanıt sunar. Kanıt, sizi haklı gösterebilir. Çocuğu daha çok ortaya koyar. Ortaya konan çocuk, dinlemez. Dinlemeyen çocuk, sizin utancınızı büyütür. Büyüyen utanç, sesi yükseltir. Yükselen ses, evin bildik döngüsüdür.
Mümkünse çocuğu ortamdan kısaca çıkarın. Çıkarmak, odaya sürmek veya cezalandırmak olmak zorunda değildir. Çıkarmak, seyircinin bakışını indirmektir. İnen bakış, sizin cümlenizi de indirir. İnen cümle, çocuğun kulağına daha çok yer bırakır.
Eşinizle göz göze gelin. Göz, “şimdi sen konuş, ben seyirciye dönmeyeyim” anlaşması olabilir. Anlaşma, yola çıkmadan konuşulur. Konuşulmayan anlaşma, kalabalıkta doğaçlanır. Doğaçlama, çoğu zaman birinizin sert, diğerinin yumuşak durmasıyla biter.
Onarım çocuğun yanında
Onarım, “özür dile de herkes duysun” diye kurulmamalıdır. Kurulan özür, seyirci içindir. Çocuk içindir denilen şey, çoğu zaman utancın ikinci turudur. İkinci tur, ilişkiyi onarmaz. İlişki, sizin sakin duruşunuz ve kısa bir cümleyle incelir: “Az önce serttim. Sınır duruyor. Sen küçük düşmedin.”
Küçük düşmediğini söylemek, sınırı iptal etmek değildir. İptal olmayan sınır, davranışa aittir. Davranış ayrı, kişi ayrı durur. Ayrı duran iki şey, çocuğun evde nefes almasını sağlar. Nefes, ertesi gün aynı kalabalıkta biraz daha az gerilmenize yer açabilir.
Eşiniz sizi kalabalıkta düzelttiyse bunu çocuğun yanında skor yapmayın. Skor, evin ikinci seyirliğini açar. Seyirlik, çocuğa “ebeveynler birbirini indirir” öğretir. Öğretilen indirmek, ileride size de döner.
Evde konuşulan sınır
Sınır, evde kurulur. Kurulan sınır, dışarıda hatırlanır. Hatırlanan sınır, her sahnede aynı uzunlukta olmak zorunda değildir. Uzunluk, evin üç başlığına bağlıdır: güvenlik, başkasının bedeni, evden çıkış. Üç başlık, her düğünü dava etmez. Dava edilmeyen düğün, çocuğa da size de nefes bırakır.
Görüşmelerde bu sahneleri yargısız haritalıyoruz. Kim seyirciye oynuyor, utanç kimin cümlesini büyütüyor, onarım evde duruyor mu. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, sizi kalabalıkta suskun yapmak değildir. İş, uyarının utanca dönmeden evin dili olarak durmasını kurmaktır.
Başkalarının önünde uyarmak, evin gücünü kanıtlamak zorunda değildir. Kanıt, çoğu zaman çocuğun küçülmesidir. Küçülmeyen yer, kısa duruş ve sonra gelen onarımdır. Onarım, sizi yumuşak ebeveyn yapmaz. Onarım, sınırı kişinin üzerine yığmaz.
Kalabalıkta duran, evde onarılan bir dil kurmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.