Çalışan anne eve dönünce ev çoğu zaman hazır bir sahne sunar. Çanta henüz inmemiştir. Çocuk yapışır, eş bir cümle uzatır, mutfak bir iş ister, kafa hâlâ toplantıdadır. Geçiş saati, iş ile evin birbirine çarptığı yerdir. Çarpışma, sevgi eksikliği değildir. Çarpışma, bedenin ve zihnin aynı anda iki kapıdan girmeye çalışmasıdır.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak bu yazıda “daha organize olun” demiyorum. Baktığım yer, eve varınca hemen yeterince anne olmanın evde nasıl bir iklim kurduğudur. İklim, çocuğun patlamasını, eşin “yine gerginsin” bakışını ve sizin içinizde büyüyen suçu aynı anda taşıyabilir. Taşınan yük, geçişin konuşulmamasından beslenir.
Geçiş saati neden zor
İş günü, çoğu evde tek parça bitmez. Yol, mesaj, “şunu da yetiştireyim” listesi eve kadar uzar. Uzayan liste, kapı eşiğinde çocuğun yüzüne çarpar. Çocuk, sizi bütün gün bekleyen kişidir. Bekleyen kişi, eşiği sizin iç düzeninizle okumaz. Eşiği, “geldin, artık benimsin” diye okur. Okuma, haksız değildir. Okuma, yaşa aittir.
Siz de çoğu zaman suçlulukla eşiği geçersiniz. Suçluluk, hemen telafi ister. Telafi, hemen oyun, hemen kucak, hemen “annen buradayım” olur. Hemen olan şey, bedenin henüz evde olmadığı bir anda başlar. Başlayan şey, kısa sürede taşar. Taşan anne, çocuğa değil, geçişin yokluğuna kızgındır. Kızgınlık, çocuğa yapışırsa evde utanç büyür.
Geçiş saati, yalnızca annenin işi değildir. Evde kalan veya daha erken gelen ebeveyn, o saati ya köprü ya dava yapar. Köprü, “annen geliyor, beş dakika sonra kucağa” cümlesidir. Dava, “geldi gelmesine, yine yorgun” bakışıdır. Bakış, çocuğun kucağına düşer.
Eve girince hemen anne olmak
Hemen anne olmak, birçok evde erdem gibi durur. Erdem, bedeni yok sayar. Yok sayılan beden, on dakika sonra incelir. İncelen beden, sınırda, yemekte, banyoda daha çabuk yükselir. Yükselen ses, “işten gelen anne yine bağırdı” hikâyesine malzeme olur. Hikâye, geçişi görünmez kılar.
Çocuk, sizin iş gününüzü bilmez. Bilmemek, onu bencil yapmaz. Bilmemek, yaşın gerçeğidir. Gerçeği çocuğa uzun nutukla anlatmak, geçişi uzatır. Uzatılan geçiş, çocuğu daha çok yapıştırır. Yapışma, “ilgi istiyor” diye okunabilir. Okunan şey bazen ilgi, bazen de evin eşiğindeki belirsizliktir. Belirsizlik, ne zaman sizin olacağını bilememektir.
Kısa bir eşik, utanç üretmek zorunda değildir. Çanta iner, su içilir, ayakkabı çıkar, bir cümle kurulur: “Geldim. Ayakkabımı çıkarıyorum, sonra kucaktayım.” Cümle, çocuğu ertelemek değildir. Cümle, evin kapısını bedenle birlikte açmaktır. Beden gelmeden açılan kapı, çoğu zaman gürültülü kapanır.
Eşin bu saatteki yeri
Geçiş saati, eşler arasında sessiz bir sınav olabilir. Evde kalan kişi, günün yorgunluğunu teslim etmek ister. İşten gelen kişi, henüz teslim alacak yerde değildir. İki teslim, aynı dakikada çarpışır. Çarpışma, “sen hiç görmüyorsun” ile “ben de yeni geldim” arasında sıkışır. Sıkışan yer, çocuğun salonudur.
Eşinizi çocuğun önünde “yine işi bitiremedin” diye küçültmeyin. Küçülen ebeveyn, çocuğun sevdiği kişidir. Çocuk, o küçülmeyi içselleştirir. İçselleştirilen şey, evde birini indirmenin mümkün olduğudur. Bu, ileride size de döner.
Köprü cümlesi, iki evde de işe yarayabilir. Evde olan kişi, çocuğa annenin/babanın eşiği olduğunu söyler. İşten gelen kişi, eşiği uzatmadan tamamlar. Tamamlamak, kusursuz neşe olmak zorunda değildir. Tamamlamak, “şimdi buradayım”ın bedenle gelmesidir. Beden gelince ev, davayı biraz bırakır.
İşten gelen kişi evin bütün açığını o saatte kapatmak zorunda değildir. Kapatılmayan açık, “kötü eş” anlamına gelmez. Açık, günün gerçeğidir. Gerçek, sakin anda paylaştırılır. Kriz anda paylaştırılmaz. Kriz anda skor konuşulur.
Çocuğun patlaması suç değil
Birçok çocuk, anne veya baba kapıdan girince dağılır. Dağılma, sizi istemediği anlamına gelmez. Dağılma, gün boyu tutulan gerilimin güvenli kişiye bırakılması olabilir. Güvenli kişi, çoğu zaman o anda eve giren kişidir. Giren kişi bunu kişisel alırsa evde kırgınlık büyür. Kırgınlık, geçişi daha da sertleştirir.
Patlama, sınırın yokluğu olmak zorunda değildir. Patlama, geçişin yokluğunda daha sık görünür. Görünen şey, “işten sonra ev bozuluyor” diye okunabilir. Okunan şey bazen evin bozulması, bazen de evin nihayet sizinle konuşabilmesidir. Konuşma, bağırma olmak zorunda değildir. Konuşma, bedenin evde olduğunun hissedilmesidir.
Çocuğu “annen yoruldu, sus” diye utandırmayın. Utanç, geçişi hızlandırmaz. Utanç, eve gelişi tehlikeli kılar. Tehlikeli geliş, sonraki günlerde daha çok yapışma veya daha çok çekilme üretebilir. İkisi de evin iklimidir.
On beş dakikalık eşik
Eşik, uzun bir ritüel olmak zorunda değildir. On beş dakika, birçok evde yeter. Ayakkabı, su, tuvalet, bir kucak, sonra mutfak. Sıra evinize uymuyorsa kendi sıranızı yazın. Yazmak, evi ofise çevirmek değildir. Yazmak, çarpışmayı görünür kılmaktır.
Görüşmelerde bu saati yargısız haritalıyoruz. Kim eşiği taşıyor, çocuk kapıda ne yapıyor, eşler o anda nasıl teslim ediyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, çalışan anneyi suçlamak veya evde kalan ebeveyni kahraman ilan etmek değildir. İş, geçiş saatini evin konuşulabilir bir parçası haline getirmektir.
Eve dönmek, hemen yeterince olmak zorunda değildir. Olmak, bedenin de kapıdan girmesini ister. Giren beden, çocuğa daha duru bir “buradayım” bırakır. Duru cümle, suçluluğu silmez. Duru cümle, suçluluğun evin ortasına oturmasını inceler.
Geçiş saatini evde birlikte kurmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.