İçeriğe geç

Aile

Büyükanne yedirmeye zorluyor: masada dil

20.05.2026 · 8 dk

Büyükanne yedirmeye zorlayınca masa çoğu evde iki dile bölünür. Bir dil, “aç kalmasın”dır. Diğer dil, sizin evinizdeki “yemek bitmek zorunda değil” cümlesidir. İki dil aynı tabakta durunca çocuk, iştahını değil kapıyı okur. Okunan kapı, kimin daha ısrarcı, kimin daha yumuşak olduğudur. Kapı, kurnazlık üretmez. Kapı, belirsizlik üretir.

Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak baktığım yer, büyükanneyi “zehirli” ilan etmek değildir. Baktığım yer, masadaki dilin çocuğun bedenine mi, evin onuruna mı yazıldığıdır. Yazılan onur, lokmayı büyütür. Büyüyen lokma, yemeği kavga yapar. Kavga, çocuğun midesine oturur.

Masada sevgi ve baskı

Sevgi, çoğu büyükanede tabakla gelir. Tabak, hatırlanan kıtlık, “kemik olsun”, “bir kaşık daha” cümlelerini taşır. Taşınan cümle, sizin evinizin cümlesi olmak zorunda değildir. Olmak zorunda sanılınca evde borç oluşur: “Onlar doyurdu, şimdi söz onlarda.” Doyurmak, karar yetkisini otomatik devretmez.

Baskı, her zaman sert bir emir gibi durmaz. Baskı, “annen/baban zayıf bırakıyor”, gülerek kaşık uzatma, “bak dede üzülecek” cümlesi olabilir. Çocuk bunları içerik olarak değil iklim olarak okur. İklim, yemeği ilişkiye çevirir. İlişkiye dönen yemek, “doymak” değil “memnun etmek” olur. Memnun etmek, çocuğun yaşına ağır bir iştir.

Eşler masada ayrılırsa ev iki kapı olur. Biriniz büyüğün dilini savunan, diğeri çocuğun tabağını koruyan konumuna kayar. Kayma, çoğu zaman aidiyettir. Aidiyet hor görülmeden evin ihtiyacı konuşulur. İhtiyaç: yemek kararının evde kalması. Bu, büyükanneyi sofradan silmek değildir.

Çocuğun iştahı kimin işi

İştah, çocuğun bedenine aittir. Beden, o öğünün hakemi olmak zorunda değildir. Hakem, evin sakin çerçevesidir: yemek masada, zorlama yok, yemeği bırakınca başka bir şov yok. Şov, “bir kaşık daha, sonra tablet” gibi durabilir. Duran şov, iştahı değil pazarlığı öğretir.

Hekim veya çocuk gelişimine dair bir plan varsa plan evde kalır. Evde kalan plan, büyükanmenin deneyimiyle yarışmak zorunda değildir. Yarış, sofrayı mahkemeye çevirir. Mahkeme, çocuğun yanında durmamalıdır. Çocuk, kimin haklı olduğunu değil, tabağın güvenli olup olmadığını öğrenir.

Çocuğu iki ev arasında casus yapmayın. “Anneanne zorluyor” cümlesini eve kanıt diye taşımak, çocuğa taraf öğretir. Taraf, bir sonraki sofrayı daha gergin başlatır. Gergin sofra, iştahı daha da inceltir. İncelen iştah, yine ısrarı büyütür. Döngü böyle kurulur.

Nazik cümle

Cümle kısa olsun. “Bizde zorlamıyoruz. Doyduğunu o söylüyor.” Nokta. Uzun gerekçe, savunmaya benzer. Savunma, karşı tarafı daha çok konuşturur. “Siz yanlış beslediniz, araştırmalar, sizin zamanınız bitti” zinciri saygı değil, yarış üretir.

Cümleyi çocuğun önünde utandırmadan kurun. “Yine kaşıkla kovalıyorsunuz” cümlesi büyüğü küçültür. Küçülen büyük, çocuğun sevdiği kişidir. Çocuk ya sizi ya büyüğü korumak zorunda kalır. Koruma, bölünmüş yerdir. Sınır, sakin tonda, mümkünse iki ebeveynin bildiği bir cümleyle konur.

Cümleyi mümkünse o evin çocuğu söyler: eşiniz kendi ebeveynine. Bu, sizi yalnız bırakmak değildir. Bu, cümlenin daha az yaralayıcı durmasıdır. Siz arka planda aynı çerçeveyi tutarsınız. Tutulmayan çerçeve, hikâyeyi “çocuğu aç bırakan gelin/damat” yapar. Hikâye, tabağı görünmez kılar.

Ziyaret esnekliği

Büyükanmenin evinde tabak evinizden farklı olabilir. Farklılık, evinizin iptali değildir. İptal olmayan yer, zorlamanın durduğu yerdir. Tatlı, miktar, menü esneyebilir. Esneyen şey, çocuğun “yemek bitmeden kalkamazsın” diye utandırılması olmak zorunda değildir.

Üç başlık yeter. Her lokmayı aynı öğünde çözmeye çalışmak, sohbeti dava eder. Dava, çocuğun masasına oturmamalıdır. Taşınan başlık çoğu evde şudur: zorlama yok. Yok olan şey, sevginin yokluğu değildir. Yok olan şey, tabağın ilişki silahı olmasıdır.

Çocuk o sofrada az yerse evde yargı büyütmeyin. Yargı, “orası bozuyor” olur. Bozan yer ilanı, çocuğu iki ev arasında seçime zorlar. Seçim, yorucu bir iştir. İş, yetişkinlerde kalmalıdır.

Dönüşte evin masası

Dönüşte evin cümlesi yeniden hatırlatılır. Hatırlatma, büyükanneyi şikâyet ederek olmaz. “Dün oradaydık, bugün bizim masada yine böyle” yeter. Yargı, iştahı daha da gerer. Geren yargı, evdeki yemeği de kavga yapar.

Görüşmelerde bu sofrayı yargısız haritalıyoruz. Israr hangi cümlede duruyor, eşler masada nasıl ayrılıyor, çocuk kimin kapısını seçiyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, büyükanneyi evden silmek değildir. İş, sevgi ile tabağın aynı masada durabileceği bir dil kurmaktır.

Büyükanne, çocuğun hayatında zengin bir yer olabilir. Zengin yer, lokmanın patronu olmak zorunda değildir. Patronluk, çocuğun bedenine ve evin sakin çerçevesine aittir. Çerçeve durunca masa, sevgiyi taşır. Taşınan sevgi, kaşığın ardından koşmak zorunda değildir.

Masadaki dili evin çerçevesinde tutmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.

İlgili hizmet

Eşler arasındaki gerilim çocuğa yansımadan, ailenin ortak dilini yeniden kurmak.

WhatsApp’tan yazın