Anneanne bir şey der, babaanne başka bir şey. Biri “üşümesin” diye kat kat giydirir, diğeri “terlemesin” diye çıkarır. Biri tatlıda serbesttir, diğeri masada ısrarcıdır. Biri ekranı oyuncak gibi uzatır, diğeri “sizin evinizde yasak” diye çocuğun elinden alır. Çocuk iki büyüğün arasında durur. Siz de çoğu zaman ikisini kırmamak ile evin cümlesini tutmak arasında durursunuz.
Aile danışmanı ve çocuk gelişim uzmanı olarak baktığım yer, büyükleri yarıştırmak değildir. Baktığım yer, çocuğun günlük hayatını taşıyan evin çerçevesinin nerede durduğudur. İki büyükanne farklı kural koyabilir. Farklılık, evin eşiğini silmek zorunda değildir. Eşik silinince çocuk iki gerçek öğrenir. Öğrenilen gerçek, kural değil fırsattır.
İki ev, iki dil neden karışır
Büyükler, çoğu zaman sevgiyle konuşur. Sevgi, kendi büyüttüğü yılların dilini taşır. O dil, sizin evinizin dili olmak zorunda değildir. Olmak zorunda sanılınca evde borç oluşur: “Onlar baktı, şimdi söz hakkı onlarda.” Bakım, karar yetkisini otomatik devretmez. Devredilirse siz ebeveyn, onlar yönetici konumuna kayarsınız. Kayma, kimsenin planı olmayabilir. Kayma, boşluğun doldurulmasıdır.
Boşluk, sizin henüz netleşmediğiniz yerde açılır. Uyku, yemek, ekran, bez gibi başlıklarda evin cümlesi yoksa büyükanmenin cümlesi evin cümlesi olur. İki büyükanne iki cümle getirince ev, iki cümleyi birden taşıyamaz. Taşıyamayınca çocuk çevirmen olur. Çevirmen çocuk, “anneanne öyle dedi”, “babaanne izin verdi” cümlelerini eve kanıt gibi getirir. Kanıt, evde taraf üretir.
Taraf, eşler arasında da büyür. Biriniz kendi annenizin dilini savunur, diğeri diğer büyüğün dilini. Savunulan şey çoğu zaman kural değil aidiyettir. Aidiyet hor görülmeden evin ihtiyacı konuşulur. İhtiyaç: çocukla ilgili çerçevenin evde kalması.
Çocuk hangi kapıyı seçer
İki kapı görünce çocuk, kurnaz olduğu için değil, uyum için seçer. Hayatta kalmak, evin boşluklarını okumaktır. Bir büyükanne “olur”, diğeri “olmaz” ise okunan şey sınır değil fırsattır. Fırsat büyüdükçe ebeveynler birbirine ve büyüklere daha çok kızar. Kızgınlık, çocuğa yeni bir boşluk daha açar.
Kapı seçimi her zaman açık pazarlık değildir. Çocuk bir büyüğün yanında susar, diğerinin yanında konuşur. Birinin evinde “iyi çocuk”, diğerinde dağılır. Dağılma, o büyüğü kötülemez. Dağılma, çerçevenin evden eve sıçramasını gösterir. Sıçrama konuşulmazsa hikâye “şu evde bozuluyor” olur. Hikâye büyüyünce asıl konu, çocuğun ihtiyacı değil, aile onuru olur.
Çocuğu iki büyükanne arasında hakem yapmayın. “Söyle, kim doğru söylüyor?” cümlesi evde neşe gibi dursa da sadakati böler. Sadakat, “anneannemi mi babaannemi mi seveceğim” diye düşünmek zorunda olmak değildir. Sadakat, birini memnun ederken diğerini kırmamak için gerilmektir.
Evin çerçevesi nerede durur
Çerçeve, her ayrıntıyı kilitlemek zorunda değildir. Üç başlık yeter: güvenlik, uyku, sağlık. Tatlının gramı her ziyarette aynı olmak zorunda değildir. Araba koltuğu, ateş, alerji, yatış iskeleti aynı olmak zorundadır. İskelet evde netse, büyükanmelere taşınacak cümle de net olur. Net olmayan iskelet, her ziyarette yeniden tartışılır.
Kararı evde, çocuk yokken netleştirin. Netleşmeden iki büyüğün yanına gidilirse orada doğaçlama yapılır. Doğaçlama, çoğu zaman birinizin susması, diğerinin öfkelenmesiyle biter. Susma ve öfke, çocuğa “bu evde kim duruyor” sorusunu bırakır.
Çerçeve, büyükleri yok saymak değildir. Dinlemek, teşekkür etmek, “bunu evde böyle tutuyoruz” demek yeter. Uzun gerekçe, savunmaya benzer. Savunma, karşı tarafı daha çok konuşturur. Kısa cümle, eşiği gösterir. Eşik, saygısızlık değildir.
Büyüklerle aynı cümle nasıl durur
Cümleyi mümkünse o evin çocuğu söyler: eşiniz kendi ebeveynine. Bu, sizi yalnız bırakmak değildir. Bu, cümlenin daha az yaralayıcı durmasıdır. Siz arka planda aynı çerçeveyi tutarsınız. Çerçeve tutulmazsa hikâye “karışan gelin/damat” olur. Hikâye, çocuğun uykusunu veya masadaki dili görünmez kılar.
Cümleyi çocuğun önünde utandırmadan kurun. “Yine karışıyorsunuz” cümlesi büyüğü küçültür. Küçülen büyük, çocuğun sevdiği kişidir. Çocuk ya sizi ya büyüğü korumak zorunda kalır. Koruma, yine bölünmüş yerdir. Sınır, sakin tonda, mümkünse iki ebeveynin bildiği bir cümleyle konur.
İki büyükanneye iki ayrı hikâye anlatmayın. Anlatılan fark, çocuğun kulağına kadar gider. Giden fark, evin ortasını değil kanadı güçlendirir. Aynı çerçeve, iki eve de aynı kapıdan çıkar.
Ziyaret sonrası evin cümlesi
Dönüşte evin cümlesi yeniden hatırlatılır. Hatırlatma, büyükanneyi şikâyet ederek olmaz. “Dün oradaydık, bugün bizim evde yine böyle” yeter. Yargı, çocuğu iki ev arasında seçime zorlar. Seçim, yorucu bir iştir. İş, yetişkinlerde kalmalıdır.
Görüşmelerde bu tabloyu yargısız haritalıyoruz. Hangi büyükanne hangi başlıkta evin cümlesini eziyor, eşler o anda nasıl ayrılıyor, çocuk hangi kapıyı kullanıyor. Seanslar Google Meet ve WhatsApp üzerindendir. İş, büyükleri evden silmek değildir. İş, sevgi ile evin çerçevesinin aynı çatı altında durabileceği bir dil kurmaktır.
Anneanne ve babaanne, çocuğun hayatında zengin bir yer olabilir. Zengin yer, evin patronu olmak zorunda değildir. Patronluk, günlük bakımı ve kararı taşıyan evde kalır. Kalınca çocuk, iki büyüğü sevebilir ve evin nasıl işlediğini aynı anda öğrenebilir.
İki büyüğün dilini evin çerçevesinde tutmak istiyorsanız aile danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.